Hayat sadece yola çıkmayı göze alanları kahramanlaştırır…

Yıldırım aynı yere iki kere düşer mi?

Düşer…

İki kere de düşer, üç kere de.

Yeter ki yağmurun altında durmaya cesaret et.

Öfkeyle, rekabetle, küçümsemeyle, eleştiriyle ve yargıyla dolu konforlu alanını terk edebilmeyi başardığında hazır olduğun seni bulur.

Unutma ki, aradığın da seni arıyor.

Yaşamının dümeni kendi ellerinde…

Kalbinin rehberliğini kimsenin karanlık kuyularında yitirme.

Uçurumlar, dümeni kıracağın rotayı verirler sana.

İhtiyacın olan tek şey cesaret…

Yola çıkmaya, yağmurda ıslanmaya, kahraman olmaya cesaret et…

Hayat Cesurlara Torpil Geçer

Teşekkür

Beni yüreklendirip desteklerini benden esirgemeyen, her zaman yanımda olan, beni olduğum gibi her halimle kabul eden canım ailem ve değerli okurlarım, sizler benim “iyi ki”lerimsiniz! Biz sevgi dolu kocaman bir aileyiz artık! Emin olun sizler olmasanız bu kitap da olmayacaktı! Harika bir enerjiniz var ve aramızda çok güçlü bir bağ oluştu! Yaşam enerjimi önce Yaradan’dan sonra sizlerden alıyorum, iyi ki varsınız! Yaşamı ve sizleri seviyorum Yaradan’dan ötürü! Hepimizin yolu aynı, hepimiz Yaradan’a yürüyoruz! Yolda sizlerle karşılaşmam en büyük armağanımdır!… Ah evet bir de bu süreçte duygularımı coşturan, şarkılar ve kokusuyla beni büyüleyip ilham kaynağım olan kahveler, sizler de iyi ki varsınız:))

Terk edilince aşktan daha güçlü bir duygunun,
intikam duygusunun pençesine düşen Dilhun’un
bireysel aşktan ilahi aşka ulaşma serüveninde
yolu Vaveyla ve Logos’la kesişir.
İntikam duygusunu başarıya dönüştürme
sürecinde, yaşamdaki en ufak bir zerreciğe dahi
zarar veremeyecek kadar iyiyken
nasıl bu kadar kötücül bir insan olabildiğini
adım adım sorgular.

VAVEYLA: Merhaba. Uzun, tutkulu ve gizemli bir yolculuktan döndüm. Hayatımın serüvenini yaşadım. Bu yolculuk neye mi yaradı? Çıkardı bütün eksikliklerimi ortaya, sınadı tüm bedenimi ve ruhumu! Yargıladı tüm geçmişimi. Aşılmaz gibi görünen engellerin, sınırların, sevginin gücüyle aşılabileceğini gördüm. Uzun acılardan ve zorlu savaşlardan sonra ortaya çıktı, önümdeki aydınlık günler. Beni nasıl da incitmişti ruhumun derinliklerinden gelen sessiz çığlıklarım. Günler boyu ürkerek ve tiksinerek saklandığım kahredici korku nöbetleriyle sarsıldığım, kendimden geçtiğim o karanlık günler artık geride kaldı. Şaşırtıcı bir gerçeği bulmanın en kesin en kestirme yolunun aklımı kullanmak olduğunu öğrendim. Yaradan’ın aşkıyla yaşam yolculuğuma devem ederek her şeyi mucizevi şekilde daha önceden görmediğim biçimde yeniden görmeye başladım. Zihnimin derinliklerinden gelen belirsiz, biçimden yoksun, karışık olan her şeyden özgürleştim. Artık daldan dala konan sisli düşüncelerle hiçbir işim yok. Hiçbir işe yaramayan acının bu dünyada bir insanın başına gelebilecek en korku verici şey olduğunu öğrendim. Bu yolculukta onunla, Logos’la tattığım sevinç ve acı Yaradan’dan gelen büyük bir armağandan başka bir şey olabilir miydi? Bütün iyi ve kötü yanlarımla ve olanca gücümle çalışıp çabalayarak her türlü güçlüğü yenmiş, bugünkü diri ve sağlam kişiliğimle her yeni doğan güneşi umutla karşıladığım için kendimle gurur duyuyorum. İnsanın kendisine yapacağı en büyük iyilik kendi acıklı güçsüzlüğünü büyük bir hoşgörüyle kucaklayabilmesidir.

Zihnimdeki bu huzur verici düşüncelerle sahilde dolaşırken eski günlerim geldi bir anda aklıma. Bunalımlı dönemler, haftalarca süren yıkıcı sarsıntılar. Kendimi tanıyamadığım, bana neler olduğunu bilemediğim günler. Kendimle hiçbir bağlantımın kalmadığı, kendimden tamamen koptuğum günler. Hiçbir şeyin anlamının kalmadığı… Acı çektiğim buralara adım atmak istemediğim. Adım atsam da keyif alamadığım hiçbir şey hissetmediğim, ölü balık gibi baktığım günler. Kendimi nasıl da kaybetmiştim? Ne günlerdi ama… Ne kadar acı dolu, sancılı günler. Tünelin sonundaki ışığı göremeden tünelin karanlığına tutunup kaybolduğum, Logos’la tanışmadan önceki hayatım. Şimdi öylesine değiştim öylesine huzur doluyum ki… Dünya yine hiç değişmedi, çevremde yine pek çok kötülük ve adilik var ve ben bunları şimdi çok daha açık bir biçimde görüyorum. Yargılamadan kabul edip saf sevgide kalabiliyorum. Tüm bunlara rağmen hayatı artık yaşanmaya değer buluyorum. Belki de ilk kez kendi hayatımı yaşayabildiğim ve kendim olabildiğim için. Bu benim için çok heyecan verici müthiş bir macera… Yaşamı sürdürmek bana anlamsız geliyordu çünkü hiç istemediğim ve her an gözden çıkarabileceğim kendime yabancılaşmış bir hayat yaşıyordum. Yine her şeyi kontrol edemiyorum tabii ki, üzüldüğüm, acı çektiğim sorunlarımın olduğu süreçler oluyor ama onlara tutunmuyorum artık. Önümden geçen sisin dağılacağını bildiğim gibi olumsuz düşüncelerimin de dağılacağını biliyorum. Cesurca sisin içinden yürüyüp geçebilmenin özgürlüğünü yaşıyorum artık. Bu anlatılmaz müthiş bir duygu. Kendinle gurur duyuyorsun. Eski sen ile kendini kıyaslıyorsun, olumlu yönde ne kadar değişmiş olduğunu görebiliyorsun. Geldiğin noktayı görebilmek, kendi gücüne inanmak ne kadar güçlü bir duygu Allahım. Denizin kokusunu alabilmek, rüzgârı hissedebilmek, martıların sesini duyabilmek, bunların hepsi birer mucize. Tıpkı çocukluğumdaki yabanmersinleri arasındaki varoluşun gücünden gelen mucizeyi hissetmem gibi. Yüreğimdeki Yaradan’ın sonsuz aşkını ve O’nun gücünü her an hissediyorum. İnişli çıkışlı günlerimi hatırlatan hırçın dalgalar artık beni korkutmuyor. Aksine bana daha güçlü olmayı, anda kalmayı, olaylara ve sürece tutunmamayı, akıp gitmeyi hatırlatıyor. Su gibi olmayı öğrendim bak Logos. Sayende hayattan keyif almayı, nefes almayı öğrendim. Çektiğim acıların, yaşadığım sıkıntıların beni bu kadar büyüteceğini inan hiç düşünmemiştim. Sadece ben değil, ben değişince tüm dünyam değişti biliyor musun Logos? Çocuklarımın kahkahaları, eşimin dokunuşu, bankadaki dostların tavırları, pazarda tezgâhtarın davranışlarına kadar her şey değişti. Kaybetmekten korkmuyorum! En iyi dostum kim biliyor musun? En iyi kiminle zaman geçiriyorum? Evet doğru tahmin ettin. Kendimden hiç sıkılmıyorum. Yapacak o kadar çok şeyim var ki! Kendimle zaman geçirmek beni büyütüyor, besliyor biliyor musun Logos?

LOGOS: Selam Vaveyla, sesin ne kadar coşkulu geliyor. Nefes nefese konuşuyorsun, heyecanını hissediyorum. Biliyorum Vaveyla, geldiğin noktayı her şeyi biliyorum. Harika işler başarıyorsun. Kendi aklını kullanmayı ve kendine güvenmeyi öğrendin.

VAVEYLA: Çok zor günler geçirdim Logos, biliyorsun işte. Dipsiz kuyulardan, ucu görünmeyen karanlık tünellerden sen çıkardın beni ama şimdi kendi şarkımı söylüyor kendi dansımı yapıyorum. La la la la laaa!…

LOGOS: Işığına sahip çıkmayı sen seçtin Vaveyla! Biliyorsun ben senin akılcı yönünüm, sana ve tüm insanlığa Yaradan’ın armağanıyım. Yolun hep aydınlık olsun ama öğrendiklerinin diğer insanlara faydası olabilmesi için çaba göstermelisin. İnsanlar acı çekiyor. Benimle ne kadar çok kişiyi tanıştırırsan hepinizin tekâmül süreci hızlanacak ve ilahi düzene hizmet etmiş olacaksınız. Biliyorsun ben her insanın içinde var olan akılcı yönüm ama insanlar artık görmüyor, duymuyor ve hissetmiyor. Dünya çok hızlı bir şekilde değişiyor. Sen kimsin Vaveyla? Sen içinde taşıdığın diğerisin. Sen düşüncelerinin gücüne ve aklına inanıyorsun. Ama diğerleri sürekli ötekinin arzusu olmaya çalışıyor. Ötekilerin beklentilerine göre davranışlarını belirliyor. Onlar gerçeklerden kaçıyor. Benimle tanışmayan herkes kendi içindeki boşluğu arıyor. Bu süreçteki talepleri ise diğerinin sevgisi. Parayı da, başarıyı da, kariyeri de, saygıyı da ötekinin ilgisi için istiyor. Arzuladığı şeyi gerçekten istemiyor. İsteyince heyecanını hemen kaybediyor. Sürekli zavallı bir şekilde bir hazdan diğerine koşup duruyorlar. Arzuladıklarına ulaştıklarında içlerini yeni bir boşluk duygusu kaplıyor. O boşluğa hemen yeni bir şeyler koymaya çalışıyorlar. Ama o boşluğu hiçbir zaman dolduramayacaklar. Ta ki benimle tanışıp akıllarını kullanmayı öğreninceye dek. Tüm canlıların hareket edebilmesi için boşluğa gerek var. O boşluğu ancak akıllarını kullanarak Yaradan’ın aşkı ile doldurabileceklerini bilmiyorlar. O boşluğu hep başka şeylerle doldurmaya çalışıyorlar. İnsanları bir arada tutacak olan şey sevgidir. Sezgisel yönünü giderek kaybeden günümüz insanının tek kurtuluşu aklını kullanarak diğerleriyle yeniden bağ kurmaktır. İçinizdeki boşluk anlarında Yaradan’ın aşkıyla birbirinizin sevgisini hissedebilmelisiniz. Merak etme dünya giderek daha iyiye ulaşıyor. Sizleri bir arada tutan Yaradan’ın gücüdür. İnsanlara yüreklerinden Yaradan’ın aşkını hiç eksik etmemelerini ve akıllarını kullanmaları gerektiğini öğretmelisin Vaveyla. İnsan önce anne rahminden sonra da anne memesinden ayrıldı. Bu süreçte derin bir boşluk duygusu hissetti. Bunların yerine dili koyarak, konuşarak bu eksikliğini, sessizliği ve boşluk duygusunu kapatmaya çalıştı. Ama o boşluğu, o eksikliği, o sessizliği asıl Yaradan’ın aşkının kapattığını unuttu. Bebeğin anne memesinden ayrıldığı andan itibaren hissettiği boşluk duygusu tüm hayatı boyunca en derin olanıdır. Allah yaşamdaki tüm boşlukları, sessizlikleri, kendisinden akan sevgiyi hissedip dili aracılığıyla diğer insanlara da aktarabilmesi için bırakmıştır. Ama insanlar boşluk anlarında akan Yaradan’ın aşkını hissedemediği için dilini her geçen gün daha da yıkıcı kullanıyor. Sevgisiz, amaçsız ve boş… Herkes bir şey arıyor ama kimse ne aradığını bilmiyor. Oysaki herkes o boşluk anlarında yaşamın anlamını, Yaradan’ın aşkını arıyor. Yaşamdaki tüm boşluk kurtaramıyorsa onu hiç kimse kurtaramaz. Ona kendi gücünü göstermeliyim. Baksana onun gelecekten bir beklentisi kalmamış gibi. Oysaki yine de bir uğraştır beklemek. Bekleyecek bir şeyi, kimsesi olmamaktır asıl korkunç ve acı olan.

Bak öfkesinden kanatırcasına ısırdığı dudaklarını belli ki hissetmiyor… Bazı şeyleri hazmedemiyor, kabullenemiyor gibi. Her şeyi yakıp yıkmak yok etmek ister gibi bir hali var.

DİLHUN: Sadece ben değil, sadece o değil herkes yok olmalı! Kimse yaşamayı hak etmiyor! Bu benim daha önceden hiç yaşamadığım bir duygu. Allahım ne kadar güçlü bir duygu bu? Ben bu duyguyla ne yapacağım, nasıl baş edeceğim? O benim canımı nasıl yaktıysa ben de aynısını ona yaşatmak istiyorum. Acıtmak, kanatmak istiyorum yüreğinin en derin yaralarını. Göğsümün tam ortasına taş gibi oturdu bu duygu. Çıkarıp atmak istemiyorum da. Hayır o intikam duygusunun yok olmasını istemiyorum. Bu duygu yok olursa onun canını acıtamam. Yemin ederim ki bu duygunun sadece onun canını acıtarak geçmesine izin vereceğim. Ne ilginç, içimi acıtan bu duygu bana zevk veriyor. Bu duygunun sönüp gitmesini istemiyorum.

İçim acıyor, yüreğim çok kanıyor, Allahım bunu neden yaptı bana? Onu hem çok seviyor, özlüyorum, hem de nefret edip intikam almak istiyorum. Beni ne hale getirdi kendimi tanıyamıyorum! Acı çektiren yalnızlık duygum onu yok etme arzumu doğuruyor. Kendimi bir hiç gibi anlamsız ve iğrenç hissediyorum. Ama ne tuhaf, tüm güzellikleri yakıp yıkmasına, ansızın çekip gitmesine rağmen özlüyorum onu. Bana yaptığı bütün kötülüklere rağmen. Anladım ki; özlemek bir insanın sahip olabileceği en savunmasız duyguymuş. Ne kadar acı çektirirse çektirsin avuçlarımda kalan birkaç anıya tutunuyorum, onları bırakmakta zorlanıyorum. Darbe üzerine darbe yedim hayattan. Direnme gücüm kalmadı artık. Nasıl oldu da ona bu derece kapıldım ve bana acı yaşatmasına izin verdim? Hayatta defalarca da kendimi kötü ve yenik hissettim ama hiçbir şey onun kadar güçsüz hissettirmedi. Onu asla affetmeyeceğim. Gözyaşlarıma engel olamıyorum, günlerdir perişan oldum ve bunun intikamını elbet bir gün alacağım.

VAVEYLA: Ruhunun karanlık odalarından çıkan çığlıklarının hepsini duyuyor, acılarını ben de şu anda seninle birlikte hissediyorum…

DİLHUN: Sen de kimsin? Çekil git başımdan Allah aşkına hiç uğraşamayacağım seninle.

VAVEYLA: Seni o kadar iyi anlıyorum ki, içindeki üvensizliği, hiçbir şeyin değişmeyeceğine dair olan inancını… Senden sadece bana inanmanı ve güvenmeni istiyorum.

DİLHUN: Benim acım bana yeter. Kim olduğunu bile bilmiyorum, seni daha önce hiç görmedim. Sana inanmamı, güvenmemi istiyorsun. Zaten başıma ne geldiyse insanlara güvenmekten geldi. Bu dünyada bundan sonra hiç kimseye güvenmeyeceğim, anlıyor musun beni? Lütfen beni yalnız bırak.

VAVEYLA: Burada kal, biraz benimle zaman geçir. Kaçma benden hemen. Kim olduğumu ve ne demek istediğimi zamanla anlayacaksın. Zamanın akışına teslim et kendini!

DİLHUN: Ne demek istediğini anlamıyorum. Defol git buradan hadi! Kim olduğunu bile bilmeden sana güvenmemi istiyorsun. Niye güveneyim ki sana? Defol hadi! Senin yardımını isteyen yok.

VAVEYLA: Yaşamında bir sürü belirsizlik var biliyorum. Şu koca dünyada kendini yapayalnız kalmış ve kandırılmış hissediyorsun. Köklerinden ve göğe uzanan dallarından koparılmış bir ağaç gövdesi gibi yaşamın orta yerinde öylece kalakaldığını düşünüyorsun! İnsanoğlu ne halde, benim yaşamım nereye kadar ve ne olacak gibi kafanda cevabını bilemediğin bir sürü soruyla boğuşuyorsun. Bu sorularla zihninde boğuşurken bir de benimle hiç uğraşamayacağını düşünüyorsun. Bu yüzden benim buradan çıkıp bir an önce gitmemi istiyorsun!

DİLHUN: Kimsin sen Allah aşkına?

VAVEYLA: Seni mucizelere götürecek sihirli bir güç olarak düşünebilirsin beni. Ne dersin? Bu hoşuna gitmedi mi?

DİLHUN: Anlamsız ve saçma şeyler söylüyorsun. Anlamıyorum bile dediklerini. Tek bildiğim hissetmemem, hiçbir şey hissetmemem anlıyor musun beni? Seni dinlemenin işe yarayacağını düşünmüyorum. Bana sadece sen değil hiç kimse yardım edemez anladın mı?

VAVEYLA: Seni benden başka hiç kimse anlayamaz şu anda. Seni o kadar iyi anlıyorum ki… Belki hikâyelerimiz farklıydı ama geldiğimiz nokta aynı. Kısa bir süre önce ben de şu anda aynı senin hissettiğin şeyleri hissettim. …

"

Hayat Cesurlara Torpil Geçer kitabının ön okuması bu kadar. Kitabı beğendiyseniz tamamını okumak için aşağıda senin için en uygun fiyatlı satın alma seçeneklerini listeledik.

idefix trendyol D&R kitap365
beğendiniz mi?

Hayat Cesurlara Torpil Geçer